Hasta Hakları Ne Demektir?

“İnsan hakları” kamu adına otoriteyi temsil eden devlet ile vatandaş arasındaki ilişkilerde söz konusu olan haklardır. Hasta hakları da insan hakları kavramının tıbba yansımış bir uzantısıdır.

Bir kişinin tanı (teşhis), tedavi, rehabilitasyon ve izleme gibi tıbbi süreçler boyunca sahip olduğu haklardır. Hasta hakları üçüncü kuşak insan hakları içerisinde tanımlanmıştır. Aynı kuşakta “tüketici hakları, çevre hakkı, gelişme hakkı, insanlığın ortak mal varlığından yararlanma hakkı” da tanımlanmış haklar arasındadır. Bu grup haklara dayanışma hakları adı verilmektedir.

Hasta Hakları Nelerdir?
En öncelikli hasta hakları:

  • Sağlık hizmetine ulaşma hakkı
  • Özgürce karar verebilen bir hekim tarafından muayene ve tedavi edilme hakkı
  • Tanı ve tedavisine yönelik bilgilendirilme hakkı,
  • Yapılacak girişimlerle ilgili aydınlatıcı bilgi aldıktan sonra rıza( onam) verme hakkı,
  • Gizlilik hakkıdır.

Sözü edilen haklara daha birçok hak eklemek mümkündür. Ancak, 1981 yılında Dünya Hekimler Birliği tarafından Lizbon’da açıklanan ve aynı adla bilinen Hasta Hakları Bildirgesi yukarıdaki temel çerçevede toplanabilir.

Bilgilendirilme Hakkı
Bireyin kendi bedenine ve bütünlüğüne yönelen tıbbi girişimler konusunda bilgilendirilmesi en temel hasta hakkıdır. Ancak; aktarılan bilginin açık olması, yeterince anlaşılması, soruların cevaplanması, süreklilik taşıması gereklidir.

   Bir Toplumda Hasta Haklarının Hayata Geçirilmesi ve Hekimlerin Görevleri

Elbette bu haklardan birçoğunun hayata geçmesi ve buna ilişkin düzenlemelerin yapılması devletin sorumluluğundadır. Sağlık olgusunun toplumsal düzeyde sadece tedavi edici değil, koruyucu özelliklerine önem verilerek yerleştirilmesi, her vatandaşın gerek duyulduğunda gerektiği düzeyde sağlık hizmetine ulaşabilmesi, bu hizmetin bilimsel ve çağdaş düzeyde olması sosyal devletin en öncelikli görevleridir. Hekimlerin temel görevleri, hastalarına bilimsel bir tıbbi yaklaşım çerçevesinde bilgi vermek ve aydınlatılmış onamlarını almaktır. Hasta mahremiyetine özen göstermek de bu bağlamda önemli bir başka hekim görevidir. Bu görevlerin nasıl gerçekleştirileceği hekim adaylarının tıp eğitimlerinde etik ve tıp hukuku boyutları ile yer almaktadır.

Hasta Haklarından Yararlandırılma Konusunda Öncelikli Gruplar
Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, psikiyatrik hastalar, tutuklu, mahkum ve gözaltında bulunanlardır.

Hasta Hakları Konusunda Türkiye’ de Yasal Durum
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yasalarından birisi olan Tababet ve Şuabat-ı Sanatlarının Tarz-ı İcrasına Dair Kanun 1928 yılından beri yürürlüktedir. Bu, neredeyse cumhuriyetle yaşıt olan yasamız da tıbbi girişimlerden önce hasta rızasını gerekli görmüştür. Daha sonra aynı konuya değinen başka düzenlemeler de yapılmıştır: Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi (1960), Hasta Hakları Yönetmeliği (1998), Türk Tabipleri Birliği Meslek Etiği İlkeleri(1999)

1949’dan beri üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi’nin 1997 yılında çıkardığı “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi” (kısaca Oviedo Sözleşmesi) de 2003 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görüşülerek kanunlaştırılmıştır. Artık kendi iç hukuk sistemimizin bir parçası halindedir. Burada da insanların sağlık bakım ve hizmetlerinden adil bir biçimde yararlandırılması, hukuken ehliyetsiz kişilerin korunması, insan bedeninin ticari kazanç konusu edilmemesi, müdahale edilecek kişinin özgür ve aydınlatılmış onamının alınması ve bunun her zaman geri çekilebileceği, özel yaşama saygı gibi temel haklar bir kez daha hukukun güvencesi altına alınmış bulunmaktadır.

Hastaların sorumlukları da bulunmaktadır.

Kendi sağlığı ile ilgili süreçlerde sorumluluk almak, hekime karşı dürüst olmak, önceki tanı ve tedaviye ilişkin bilgiyi gizlememek, hekimin ve sağlık ekibinin önerilerin uymak etik açıdan hastaların başlıca sorumlulukları arasındadır.
 

Prof. Dr. Berna ARDA
Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı