Akciger Kanseri

Akciğer kanseri, trakea (soluk borusu), bronşlar (hava yolu) veya akciğer hava keselerinin (alveol) kanseridir. Akciğer kanseri tütün dumanına ve hastalığın diğer tetikleyicilerine maruziyet arttıkça, 20’inici ve 21’inci yüzyıllarda salgın bir hastalık haline geldi. Akciğer kanseri dünyada en fazla ölüme neden olan kanser türüdür ve tüm kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturur.

Risk faktörleri
Tütün kullanımı (sigara, pipo, nargile), akciğer kanserinin birincil risk faktörüdür ve vakalarının yüzde 80’den fazlasından sorumludur. Tütün dumanı içinde, pek çoğu toksik olan ve kansere yol açan 4 binden fazla kimyasal bulunur. Tütünün toplam ekonomik yükü, ulusal zenginliği, gayri safi milli hasılayı da azaltmaktadır. İkinci el içicilik veya çevresel tütün dumanı olarak da tanımlanan pasif içicilik, sigara içildikten sonra havada veya çevre nesnelerde kalan toksik dumanın solunmasından kaynaklanır. Ayrıca, anneleri sigara içen doğmamış bebeklerin tütün dumanına maruz kalması da pasif içicilik olarak tanımlanır. Pasif içiciliğe maruziyetin güvenli sınırı bulunmamaktır. Dahası bu tür maruziyet, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı tarafından, A Sınıfı karsinojen olarak sınıflandırılır. Dünyada her yıl sigara içmeyen 600 binden fazla kişi, pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

Hava kirliliği, solunan havada asılı olan zararlı parçacıkları ve gazları ifade etmektedir. Kirli hava parçacıklar, ozon, nitrojen oksit, uçucu organik bileşikler ve karbon monoksiti içeren bir karışımdır. Bu karışımın oranı yaşanılan yere, mevsime ve alanda bulunan kirlilik kaynaklarına göre değişiklik gösterebilir. Uzun dönem hava kirliliği beklenen yaşam süresini kısaltabilir, akciğer gelişimini etkileyebilir, astımı arttırabilir, akut ve kronik akciğer ve kalp hastalıklarına ve kansere yol açabilir.

İç ortam hava kirliliği, evlerde, okullarda, taşıma araçlarında ve metrolarda bulunan belli maddelere maruz kalmayı tanımlayan bir ifadedir. İç ortam havasında, 900’den fazla değişik bileşik algılanmıştır ve bazı kirletici maddeler, binaların içinde, binaların dışında olduğundan 2-5 kat daha konsantre olarak bulunabilmektedirler. İç ortam hava kirliliği bazı kronik akciğer hastalıkları ve akciğer kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Yılda 1,5-2 milyon arası ölümün iç ortam hava kirliliği ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 50’si (yaklaşık 3 milyar kişi), açık ateş ve odun yakan ocaklardan kaynaklanan iç ortam hava kirliliğine maruz kalmaktadır.

Mesleksel risk faktörleri, çalışma alanında sağlığa zararlı etkileri olan çeşitli parçacıklar, gazlar, buhar veya duman maruziyetidir.  İşyerinde parçacık, gaz, buhar ve dumana maruziyet, erkeklerde görülen tüm solunum sistemi kanserlerinin yüzde 15’ini, kadınlarda ise yüzde 5’ini oluşturur. Bu hastalıkların etkisi, genellikle rapor edilmeme sebebi ile gereğinden az olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca çoğunlukla ileri yaşta ve emeklilik döneminde ortaya çıkmaktadır. Radon ve asbest maruziyeti akciğer kanseri ile ilişkisi kanıtlanmış etkenlerdir.

Beslenme, alışkanlıklar ve yaşam tarzı da akciğer kanseri için risk oluşturmaktadır. Obez ya da düşük kilolu olmak, akciğer sağlığı için zararlı sonuçlar doğurabilir. Fazlaca işlenmiş gıdaların yüksek miktarda tüketimi, akciğer fonksiyonundaki azalmayı hızlandırabilir. Ayrıca radyoterapi alan hastalarda, tüberküloz geçirmiş kişilerde, pulmoner fibrozisi olanlarda ve HIV ile infekte kişilerde akciğer kanseri riskinin arttığı görülmüştür.

Tarama
Meme kanseri için mamografi, kolon kanseri için kolonoskopinin tersine erken evre akciğer kanseri için yaygın olarak kabul görmüş bir tarama aracı yoktur. Düzenli aralıklarla çekilen akciğer grafileri akciğer tümörlerini küçük ve kür edilebilir bir evrede tespit edebilmek için yeteri kadar güvenilir bulunmamıştır. Günümüzde akciğer kanserleri için bazı ülkelerde önerilen tarama testi düşük doz bilgisayarlı tomografidir. Bazı ülkelerde kullanılmaya başlanan bu tarama yöntemi ağır sigara içme öyküsü olup (30 paket yılı veya daha fazla), halen içmeye devam eden veya son 15 yıl içerisinde bırakmış, 55-74 yaş arası kişilerde önerilmektedir. Ancak bu sonucu ülkemiz şartlarıyla değerlendirmek daha doğru bir yaklaşımdır. Akciğerde iyi huylu nodüllere (lekelere) sebep olabilen tüberküloz ve meslek hastalıklarının ülkemizde yaygın olarak görülmesi nedeniyle tomografi ile tarama yapılması gereksiz takip ve cerrahi işlemlere, maliyet artışına ve hastalarda yoğun bir endişeye neden olabilecektir. Bu nedenle riskli hastalar için bu yöntemle akciğer kanseri taraması yapılması ülkemiz şartlarında henüz önerilmemektedir.

Tanı ve Tedavi
Akciğer kanserinin klinik bulguları tümörün akciğere etkilerine (öksürük, kanlı balgam, plevra hastalığı), akciğer dışı metastazlara (karaciğer, kemik, beyin) veya paraneoplastik sendromlara (hiperkalsemi, Cushing sendromu, artmış pıhtılaşma, nörolojik sendromlar) bağlı ortaya çıkabilir. Semptomları, ailesinde akciğer kanseri, tütün kullanımı olan hastada tanı (Akciğer grafisi, akciğer bilgisayarlı tomografisi) ve evreleme (PET, karın-beyin tomografisi, MR) için radyolojik tetkikler yapılır. Tanısal değerlendirmeler hastaya göre farklılık gösterir. Şüpheli akciğer kanseri olan olguda ilk yapılması gereken kitlenin malign olduğunun kesinleştirilmesi, hücre türünün belirlenmesi ve daha sonra hastalık evresinin ve hastanın fonksiyonel durumunun bulunmasıdır.

Akciğer kanserinin çeşitli hücresel tipleri vardır. En önemli ayrım küçük hücreli ve küçük hücreli dışı akciğer kanseridir. Akciğer kanseri kesin tanısı ve hücre türünün bulunması için hücre veya doku örneği gereklidir. Balgam sitolojisi tanı için en kolay testtir. Ancak her zaman sonuç vermez. Doku örneği hastanın klinik özelliklerine, ek hastalıklarına ve tümörün yerleşim yerine göre bronkoskopi, göğüs duvarından ince iğne ile akciğer biyopsisi veya cerrahi yöntemle elde edilebilir. Akciğer zarında sıvı toplanan olgularda ise torasentez ile sıvının örneklenmesi tanısal olabilir.

Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde prognozun belirlenmesi, tedavi ve operasyon için uygunluk için tümör, lenf nodu ve metastaz (TNM) varlığını değerlendiren bir evreleme sistemi kullanılır. Akciğer kanserinin tedavisi tümörün hücre türüne, evresine, yaygınlığına ve hastanın performansına göre belirlenir.

Tedavide cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve bunların kombinasyonu kullanılır. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinin alt türü olan adenokarsinomda tümör dokusunda gen mutasyonları (EGFR mutasyon testi ve ALK füzyon testi) belirlenerek kişiye özgü yeni tedavi yöntemleri (kemoterapi, moleküler hedefli tedavi ve/veya immünoterapi) kullanılmaya başlamıştır. Evre 4 kanseri ve tek metastazı (örneğin beyin, adrenal) olan hastalar primer tümörün agresif tedavisi yanında metastazın çıkarılması fayda görebilir. Hava yolunda tümörü olan ve bu nedenle şiddetli nefes darlığı olan hastalarda bronkoskopi ile lazer veya kriyoterapi yardımıyla tümörün çıkarılması semptomlarda rahatlama sağlayabilir. Hava yolunun açıklığının sağlanamadığı durumlarda bronkoskopi ile hava yoluna stent konulabilir. Hava yolunda tekrarlayan veya kalıcı olan hastalık durumunda bronkoskopi ile yerleştirilen bir kateter yardımıyla brakiterapi (lokal radyoterapi) uygulaması yapılabilir.

Doç. Dr. Fatma Çiftçi
Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı